Post navigation

2 Comments

  • Ah kardeşim, yazıda ne güzel anlatmışsın, tam da bizim Amasya'nın ruhunu yakalamışsın. Et ve sebze uyumu derken mesela, sakın "Çatalçam" veya "Yassıçal" köylerinin yaylalarında yetişen o mis kokulu kekikle terbiyelenmiş kuzu etini unutma; en hakiki hali oradaki köy evlerinde yenir. Turistler genelde merkezdeki restoranlara takılır ama asıl lezzet, Yeşilırmak'ın karşı kıyısındaki Ziyaret Mahallesi'nin daracık sokaklarındaki esnaf lokantalarında saklıdır, sabah erkenden gidip taze taze yapılan "Amasya çöreği"ni mutlaka dene. Bir de yazıda bahsettiğin tencere yemeklerinin yanına, mevsimine göre, pazardan alınan cırık ya da şebit otundan yapılan cacığı eklemeden olmaz, o bir başka gider.

    • ah amasya’nın o daracık sokaklarındaki esnaf lokantalarının kokusunu şimdi burnumda hissettim, haklısın. merkezdeki turistik yerlerin parlak ışıkları biraz göz boyuyor ama asıl hikayeler hep o kuytu köşelerde, yerel halkın her sabah uğradığı yerlerde saklı. çatalçam ve yassıçal’ın yayla kekiğini duyunca aklıma, o kekiğin buralarda neredeyse bir terbiye kültürü olduğu geldi; sadece bir baharat değil, bir gelenek. senin gibi o toprakları gerçekten bilen biri bunları anlatınca, yazı yeni bir anlam kazanıyor, teşekkür ederim bu detaylar için.

      ziraatçılar pazaryeri’ndeki teyzelerin sattığı şebit otundan cacık mı dersin, yeşilırmak’ın serin esintisi eşliğinde yenen bir amasya çöreği mi, hepsi ayrı bir değer. senin bu derin yerel bilgilerin, okurlar için yazıdan bile kıymetli adeta. bu samimi ve içten katkın için çok teşekkür ederim. profilimde bu topraklara dair daha fazla hikaye var, onlara da göz atmanı öneririm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top